Cezaevinden çıktıktan sonra iş bulmak



sadece ülkemizde değil dünyanın herhangi bir yerinde bir kişi suç işleyebilir, cezaevine girebilir ve yeniden dışarıya çıkabilir. bu gayet normal bir durumdur.

adaletsizliğin kol gezdiği günümüz dünyasında insanlar kendi adaletlerini kendileri sağlamak için birtakım yasa dışı işlere başvurabilirler. bu durum tasvip edilmez ve kanun dışı bir yöntemdir. ama dünya üzerinde yaşayan bir çok kişi, “o an” kanun filan dinlemeden suç işleyebiliyor. bu suçların bazıları keyfi olduğu gibi bazıları da mecburiyetten işlenmiş suçlardır. mesela, ailesiyle yolda yürüyen bir kişi bir kaç serseri tarafından rahatsız edildiğinde aniden bir kavga patlak verebilir. evine hırsız giren bir kimse bir anda hırsızla karşı karşıya kalabilir, hırsızı yaralayabilir ve hatta onu öldürebilir de. işte bu gibi durumlarda suça bulaşan insan, bilerek ve isteyerek suç işlemiş kimse değildir. bilerek ve isteyerek suç işlemiş kişiler daha farkı kişilerdir.

bizim bu yazımızda bahsetmek istediğimiz asıl mesele, bir insanın cezaevine girip çıktıktan sonra hayatını ne şekilde devam ettireceği hususudur. dedik ya, insan bilerek ya da bilmeyerek cezaevine girebilir… bu bakımdan bir insan cezaevine girdiğinde onu kınamamak gerekir çünkü aynı durum inanın herkesin başına gelebilir. (keyfi olarak suça bulaşmış insanları kastetmiyorum)

bugün başına gelen bir durumdan ötürü sırıttığınız komşunuzun akibetine yarın sizde uğrarsınız.

devlet cezaevinden çıkmış insanlarla yeteri kadar ilgileniyor mu ?

devletin, suçunu tamamlayıp da cezaevinden çıkan insanları yeniden topluma kazandırmak için doğru düzgün bir iş yaptığını sanmıyorum. “göstermelik” olarak yaptığı bir kaç iş var. ama bunlar çok yetersiz. biz tabi ki devlete sitem edeceğiz, dert yanacağız, söyleneceğiz, çareler arayacağız… devlet, sonuçta bizim devletimiz.

şimdi birisi kalkıp da şöyle diyebilir, “kardeşim devlet suça bulaşmış insanla neden ilgilensin?” bu bakış açısı son derece yanlış bir bakış açısıdır. cezaevinden çıkan insanlar bu toprakların insanıdır, gidecek başka bir ülkeleri yoktur bu insanları. devlet, cezaevinden çıkmış bu insanları doğru düzgün kontrol etmeyip, iş güç sahibi yapmak için çaba harcamazsa bu insanlar toplumun başına bela olacaktır. sabah kalkıp işine giden, akşamda mesaisi bitip evine gelen eski bir cezaevi mahkum başka hiç bir şeyle ilgilenmez. işi gücü yerinde olan mahkuma para verseler bile onu suça teşvik edemezler çünkü işine gücüne bakacak, hayatını idame ettirecek parayı kazanmanın derdine düşecektir. ama boş gezen, iş arayıp da bulamayan, iş aradığı halde “eski bir mahkum” olması yüzünden kapıların birer birer suratına kapandığı kişi giderek artan bir şekilde topluma ve insanlara diş bileyleyecek, insanlardan ve toplumdan; her şeyden nefret eder hale gelecektir. ortada kalan bu insanlar suç örgütlerinin istismarına son derece açık olacaktır. bu tip insanlara bir sigara parası vererek çok rahatlıkla onları suça itebilirsiniz.

devlet, baba gibidir ve hiç kimseninde tapulu malı değildir. devlet, baba gibidir. devlet, şuça bulaşmış insanların doğru düzgün hayata adapte olup olmadığını, çektiği sıkıntılarının neler olduğunu kontrol etmek ve bilmek zorundadır. devletin bir çok işi vardır ama en önemli işlerinden bir tanesi budur. devletin işi, insanıyla ilgilenmektir, toplumun sevk ve idaresini sağlamaktır. devlet, tahsilatçı gibi ondan bundan vergi alıp bir kaç yol köprü yapıp çekilip köşesine oturan bir “şey” değildir. devlet, aktif bir yapıdır. insanıyla ilgili olmak zorundadır. kimseyi başıboş bırakamaz. şayet bir mahkum cezaevinden çıktıktan sonra iş arayıp da iş bulamıyorsa bu ayıp devletin ayıbıdır. birde bunun tersini düşünelim; şayet devlet denen mekanizma, cezaevinden tahliye olmuş bir mahkuma işkur aracılığıyla iş buldu ve mahkum bu işi beğenmedi, “ben bu işte çalışmam dedi.” işte bu noktada kimsenin devlete laf söyleme hakkı yoktur. devlet üzerine düşen görevi yapacak derken, kimseyi de  “kişilerin istediği tarzda” memnun etmek zorunda değildir.

ülkemizde çalışma hayatı gerçekten zordur. çalışma hayatından kastım, iş bulmak, doğru düzgün bir yerde uzun vadeli olarak çalışmak filan… ekonomik krizler ve sıkıntılar sebebiyle kapanan iş yerleri zincirleme etkilerle halinde tabanda yaşayan insanı etkiler. bugün, üniversite mezunu genç beyinler iş bulamıyorsa, cezaevinden çıkan bir insanın iş bulamaması gayet normaldir. işte devlet tam da bu noktada devreye girmelidir. iş üretecek, iş imkanı sunacak, iş sahaları meydana getirecek… personel alımları yapacak… en basit bir anlatımla; bir sokakta mahalleyi süpüren temizlik görevli sayısı bir taneyse ve koca mahalleyi bu adamcağız süpüremiyorsa hemen 3,5 kişiyi burada istihdam edecek. elindeki para gücünü değişik alanlarda iş sahası meydana getirerek, burada insanların çalışması, iş sahibi olması için kullanacak. tabi ki kurmuş olduğu bu sisteme belirli oranda “eski mahkum” alımı yapacak. “zaten böyle bir uygulama var” diyenleriniz olabilir. böyle bir uygulama lafta var, evet ama ben uygulamada yani gerçekten de olmasını istiyorum. kendinizi eski bir mahkumun yerine koyun ve iş aramaya kalkın bakalım bulabilecek misiniz ? bakalım hayat, gazetelerde yazılanlar, ortalıkta atıp tutanlar yahut filmlerde oynatılanlar gibi basit mi ?..

şu ana kadar anlattıklarım, yazımın başında da söylediğim gibi keyfi olarak suça bulaşmış insanların haklarını savunmaya yönelik değil. keyfi olarak suça bulaşmış insanlarla ben ilgilenmiyorum. zira bir sapık ya da zevk için insan öldüren psikopat bir katile iş imkanı sağlasanda onu çalıştıramazsın zaten. bir yolunu bulur ve ve işi bırakır gider…bunların durumu diğerlerinden farklıdır. psikopat karakterli suça eğilimli tiplerle psikologların özel olarak ilgilenmesi gerekir. bizim derdimiz, yapacak hiç bir çaresi kalmadığı için suça bulaşmak zorunda kalan insanların yeniden topluma kazandırılmasıyla ilgilidir.

bugün avrupa devletleri çalıştırmak için tabiri caize dışarıdan “insan ithal” ediyor. biz ne yapıyoruz ? elimizdeki insan gücünü kontrol edemiyoruz, insanlara iş imkanı sağlayamıyoruz. köylünün elindeki tütünü alıyoruz ve ona “tütün ekmeyeceksin, tütün ekersen seni cezaevine koyarım” diyoruz ve tütün ekenin, geçimini bu yolla sağlayan kimsenin cezaevine girmesini sağlayacak hukuki zemini oluşturmak için yasa çıkartıyoruz. şimdi söyleyin bana, yıllardır tütün ekip satmaktan başka bir iş yapmamış olan insan ne yapacak ? bu kişi başka bir iş yapmamış, bütün bildiği tütün ekip tütün satmak ?.. kendinizi bir anlığına o insanın yerine koyup empati yapınız lütfen ?

yazımızın başlığına geri dönecek olursak, cezaevinden çıktıktan sonra iş bulmak, evet konumuz buydu… cezaevinden çıktıktan sonra iş bulmak, hayata adapte olabilmek, geçimini sağlayabilmek için devlet denen mekanizmanın cezaevinden tahliye olmuş insanlarla daha fazla ilgilenmesi gerekmektedir. hatta mahkumun tahliyesine yakın bir zaman kala, mesela 3,4 ay kala mahkumlarla özel olarak ilgilenmeli, cezaevinden salınacak olan mahkumun nerede çalıştırılacağı, nerede işe gireceği konuları netlik kazanmalıdır. cezaevinde 15,20 yıl adamı yatırıp hadi git ne yaparsan yap demek devletimize yakışan bir tavır değildir.





2 yorum

  1. Devlet denen mekanizma boşu boşuna sağa sola para harcayacağına kendi insanını iş güç sahibi yapsın. Elalemin insanına bakmaktan kendi insanımızın derdiyle sorunlarıyla ilgilenemz bir ülke olduk

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*